DOĞADA ÇALAN ALARM ZİLLERİ ! Deniz YILMAZ

0
285

“On dokuzuncu yüzyıla kadar, hiç sona ermeyen zorlu görev, insan soyunun ve çevresinin doğal etkenlere karşı korunmasıydı. Ama bu yüzyılda yeni bir ihtiyaç doğmuştur: Doğayı insana karşı korumak’’ (Peter F. Drucker)

Binlerce yıldır bize ev sahipliği yapan doğa, özellikle son 100-150 yıldır hızlı ve etkili bir şekilde yok ediliyor. Hızla artan dünya nüfusu, plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, tarım ilaçları, yapay gübreler ve deterjan gibi kimyasal maddelerin kullanımı derken; sonuçta kirli bir hava, su ve toprakla baş başa kaldık. Görülüyor ki doğa, varoluşundan bu zamana kadar hiç bir zaman bu kadar hızlı bir şekilde yok olmaya yüz tutmadı ve dünyanın birçok kaynağı bu kadar hızlı bir şekilde tüketilmedi!

Bundan çok değil 50-100 yıl önce dünyada ve kendi ülkemizde çok daha fazla bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği vardı. Fakat özellikle bilinçsiz ve yanlış politikalar, bireyselleşen insanoğlunun kendi yaşam alanlarını genişletmek istemesi, spor adı altında yapılan avcılık faaliyetleri gibi çeşitli sebeplerle bu bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği hızla yok edildi. Örneğin; 19. yy’ a kadar içinde yaşadığımız bu topraklarda Asya fili, Asya çitası, Hazar kaplanı, Orman Horozu, Anadolu Leoparı, Eski Dünya kunduzu gibi şu an rastlayamadığımız hayvanlara rastlanabiliyordu. Fakat şu an görmemiz mümkün değil!

Denizlere, akarsulara, göllere verilen zarar da çok büyük boyutlara ulaştı. Denizlere her yıl atılan çöp miktarı 6 milyon kilogramdan fazla ki bunların çoğu deniz hayatı için oldukça zehirli bir etkiye sahip. Pasifik Okyanusu’nun Japonya açıklarında “Büyük Pasifik çöp alanı” veya “Pasifik çöp girdabı” adı verilen denizlere atılmış plastik çöplerden oluşan bir “kıta” var. Bazı tahminlere göre bu çöplerin büyüklüğü ABD’nin iki katı! Ayrıca denizlerde sadece büyük kazaların ardından petrol döküldüğünü düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Nakledilen her bir milyon ton petrolün bir tonu denizlere sızmakta.
Peki ya çevre kirliliğinden dolayı İngiliz nehirlerindeki balıkların yaklaşık üçte birinin cinsiyetinin değişmiş olduğunu biliyor musunuz? Bunun başlıca sebebi insan kaynaklı atıklardaki hormonlar; özellikle doğum kontrol hapları! Binlerce deniz hayvanı, balıklar, deniz kaplumbağaları, yunus balıkları denizanası sandığı naylon poşetleri yutarak ölüyor. Bugün okyanusun ortasında bulunan adalarda bile kuşların midelerinde plastik kapakların bulunması durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Dünyada yaklaşık 700 milyon Çinlinin -ki bu nüfusun neredeyse yarısıdır- kullandığı içme suyu kirli. Su kirliliğinin en yüksek olduğu ülke olan Hindistan’da şehir çöplerinin yaklaşık %80’inin Ganj nehrine dökülmekte olduğunu görüyoruz ki Hindistan’da her gün binlerce çocuk kirli suların sebep olduğu hastalıklar yüzünden ölüyor.

Atık çöpler de çok büyük sorun. Dünya nüfusunun %5’inin yaşadığı ABD, dünya çöpünün %30’unu üretiyor. Tek başına ABD, saatte 3 milyon plastik şişe çöpü üretiyor -ki bu plastik şişelerin doğada yok olma süresi 500 milyon yıl ! TV’ler, cep telefonları, bilgisayarlar ve diğer elektronik aygıtlar yaygınlaştıkça bunların atıkları da çok daha büyük sorun haline geliyor. Sadece 2012 yılında insanoğlunun ürettiği elektronik çöp miktarı 50 milyon ton! Tüm dünyada ormanlar, kısa vadeli kazançlar uğruna yok ediliyor ve gittikçe küçülüyor. İnsanlar, üç- dört bin yıl kadar önce tarıma başladıklarında yeryüzünde yaklaşık 6 milyar hektar ormanlık arazi vardı. Ama ya şimdi! 1,5 milyarı balta girmemiş orman olmak üzere geriye sadece dört milyar hektar orman kaldı. Bugün dünyada, insan sağlığını tehdit ettiği söylenen palm yağı üretimi için yağmur ormanları hızlı bir şekilde yok edilmeye devam ediliyor.1990 yılından beri yok edilen yağmur ormanlarının çapı, Almanya’nın yüzölçümüne ulaşmış durumda. Dahası bu ormanların yok edilmesi bölgedeki orangutan nüfusunu da olumsuz şekilde etkiliyor. Öksüz kalan bebek orangutanlar yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılıyor. Dünyanın birçok yerinde yok edilen bu ormanların yerine yeni fidanlar dikilerek insanların gözü bir şekilde boyanıyor. Fakat şu bir gerçek ki ormanlar bütün bir ekosistem. Bir yerde ormanları yok edip başka bir yerde fidan dikerek, dünyanın dengesine verilen zarardan geri dönmemiz oldukça zor. Birçokları bilmiyor veya ticari kaygılarla görmek istemiyorlar ki ormanlar, ancak çok büyük bir çaba, emek ve zamanla tekrar eski yerine koyulabilir.

Guy McPherson’un dediği gibi “Ekonominin doğadan daha önemli olduğunu düşünenler, para sayarken nefes tutmayı denesin”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here